İçeriğe geç

Kuruluş Manifestosu

26 Ağustos 2021

PDF indir

Son güncelleme: 26 Ağustos 2021

Giriş

Türk İstiklal Harbinin ilk günü olan 19 Mayıs 2021’de Zafer Partisi’ni kuracak olan Ayyıldız Hareketi mensupları Zafer Partisi’nin kuruluşunun ilk adımını atarak, Anıtkabir’i ziyaret etmiştir. Ayyıldız Hareketi mensupları, İstiklal Harbimizin önderi, devletimizin kurucusu Aziz Atatürk’ü dua ve şükran ile andık. Ayyıldız Hareketi mensuplarını temsil eden bir grup Ümit Özdağ başkanlığında bir heyet ile 29-31 Mayıs tarihleri arasında Türklük için tarihin başladığı noktayı Yesi veya diğer adı ile Türkistan’ı ziyaret ettiler. Yesi, Büyük Hun Başbuğu Mete Han’ın başkentidir. Mete Han’ın yürüdüğü topraklarda yürüdüler. Yesi, bugün Türk Milletinin sahip olduğu Müslüman Türk kimliğini şekillendiren Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesini ziyaret ettiler, dua ettiler. Yesi’nin güzel caddelerinde Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yan yana heykellerini ve Türk Birliği ile ilgili sözlerini taşa kazınmış olarak gördüler. Atatürk’ten sonra Türk Birliği düşüncesini Türkiye’de yaşatan Başbuğ Alparslan Türkeş’i tarihin nasıl haklı çıkardığını hatırladılar, rahmet dileyerek andılar Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinden aldığımız toprakla Türkiye’ye geldik. Ümit Özdağ’ın başkanlığındaki Ayyıldız Hareketi Heyeti, 26 Haziran 2021’de Hacı Bektaş Veli Hazretleri’nin türbesini ziyaret etti, dua etti. Ümit Özdağ 850 sene sonra ilk kez Yesi’den Hacı Bektaş’a gelen toprağı, Hacı Bektaş Veli’nin türbesinin girişindeki karadut ağacının dibine serdi. Rivayete göre Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş’a dergahını nerede kuracağını göstermek için Yesi’den bir yanan dalı Anadolu’ya fırlatmış. Bu yanan dal karadut ağacına dönüşmüş ve Hacı Bektaş Veli, bu karadut ağacı meyve verdiği sürece Anadolu’da Türk Milleti hüküm sürecek demiş. Karadut ağacı gelecek 1000 senede en güzel karadutlarını verecek inşallah.

Hacı Bektaş ziyareti sonrasında Ayyıldız Hareketi mensupları, Türkiye’yi gezmeye başladı. Halkın katıldığı toplantılarda değerlendirmeler yaptı, vatandaşlar ile konuştu, esnafımızı ziyaret etti. Öte yandan Ayyıldız Hareketi Ankara ve İstanbul’da konferanslar, çalıştaylar düzenledi. Türkiye’nin temel meselelerini tahlil eden ve çözüm önerileri ortaya koyan kitaplar, raporlar, bildiriler yayınladı. Bu süreçte Zafer Partisinin program ve tüzük hazırlıklarını tamamladı. Bütün bunlar olurken Türkiye her geçen gün Ayyıldız Hareketinin Suriyeliler, Afganlar konusunda yaptığı uyarılar konusunda ne kadar haklı olduğunu daha iyi anladı. Ayyıldız her geçen gün daha güçlü esen rüzgar ile daha keskin hatlar ile dalgalanmaya başladı. 26 Ağustos 2021. Malazgirt Meydan Muharebesinin ve Anadolu’nun kapılarının Türk milletine açılışının 950.yılı. 26 Ağustos 2021. 100 sene önce bugün, Sakarya Meydan Muharebesi devam ediyor. Yunan taarruzu devam ediyor. Türk ordusu sert saldırılar karşısında zorlanıyor. 22 gün, 22 gece süren muharebenin ilk günleri. Türk cephesi çökebilir. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Meclis Başkan Vekili Adnan beye “Dakika tehiri idam cezası muciptir” kayıtlı çok gizli bir telgraf çeker. Ankara’nın tahliyesi için hazırlıklara başlanmasını istemiştir. Telgrafı alan Adnan bey üzüntü içinde danışmak için öğlen Tacettin Dergahı’nda dinlenmekte olan Mehmet Akif’in yanına gider. Odada oturanların dışarı çıkmasını ister. Baş başa kalınca telgrafı Mehmet Akif’e uzatır. Telgrafı okuyan Mehmet Akif’in ağzından şu cümle dökülür: “Geleli 850 sene olmuştu.” Mehmet Akif ve Adnan Bey, Meclise gitmek üzere dışarı çıktıklarında yollarda Kayseri’ye geri çekilmekte olan bir kağnı konvoyu görürler. Mehmet Akif, elinde Kuran-ı Kerim bir kağnının üzerine çıkar ve halka şöyle seslenir: “Ankara düşmeyecek. Ankara düşmeyecek. Çünkü Ankara’nın düşmeyeceği, Kur’an-ı Kerim’de yazıyor.” Halk sakinleşir. Kısa bir süre sonra Mustafa Kemal Paşa’dan ikinci telgraf gelir. “Asker muharebeyi kabul etti.” Cephe çökmemiş, Türk ordusu Yunan saldırısını durdurmuştur. Mehmet Akif’in hitabından 1 sene sonra, 99 yıl önce 26 Ağustos 1922’de Türk Ordusu Büyük Taarruza geçerek, emperyalizmin kiralık ordusunu denize dökmüştür. İstiklal Harbimiz büyük bir zafer ile sona ermiştir.

İstiklal Harbimizin Üzerinden 100 Yıl Geçtikten Sonra Yeni Saldırı Başladı

İstiklal Harbimizin üzerinden 100 sene geçtiği bugünler yine ülkemize emperyalizm saldırmaktadır. 100 sene önce Anadolu’da Türk Milletinin hukukuna son vermek için kiralık Yunan ordusunu kullanan emperyalizm bu kez kavimler göçü benzeri bir stratejik göç mühendisliği ile Türkiye’ye sürdüğü milyonlarca sığınmacı ve kaçak ile saldırmaktadır. Türk Milleti’nin Anadolu’da egemenliğinin temelini sarsmak, ülkemizi istikrarsızlaştırmak ve nihayetinde Yugoslavya, Irak, Suriye, Lübnan gibi iç savaşa sürüklenmek isteniyor. Türk kentleri, ilçeleri adım adım örtülü bir istila ile ediliyor. Emperyalizm askeri okullarında ülkemize yönelik yönlendirilmiş göçleri, politik savaş olarak adlandırıyor. Amaçları, Türkiye’yi sığınmacılar üzerinden iç çatışmaya sürüklemek ve Türkiye iç çatışma ile mücadele ederken, Türkiye’den güney ve doğu Anadolu’yu koparmaktır.

Saray Rejimi ve Sarı Muhalefet Teslim Olmuştur

Türk Milletinin hukukuna yapılan saldırı ve sürdürülen savaş karşısında gerek Saray Rejimi gerek sarı muhalefet tam bir teslimiyet ve duyarsızlık içindedirler. Ülkemizin örtülü istilası Erdoğan Suriyelilerin Türkiye’de kalması için gizli bir program yürütmektedir. Erdoğan’ın yakın çevresindeki Kürtçü kadro bir yandan ve Arap ırkçısı kadro bir yandan Suriyelilerin Türkiye’de kalması için çalışmaktadır. Özetle bütün Türk düşmanı kadrolar Anadolu’nun istilasını sevinçle karşılamaktadır. Büyük Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi artık Atatürk’ün partisi değildir. Atatürk’e Erdoğan gibi Atatürk diyemeyen CHP il başkanları, Tunceli’de emperyalizmin köpeklerinin yaptığı ayaklanmayı bastıran şanlı Türk ordusunu soykırımla suçlayan CHP milletvekillerinin olduğu bir parti Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi değildir. Vatanseverlerin, gerçek Atatürkçülerin oylarını işgal eden Dersim CHP’si İstiklal Harbimizden 100 yıl sonra Türkiye’ye gerçekleşen demografik saldırıya teslim olmuştur. Hazırladıkları raporda Suriyelileri Türk vatandaşı yapmak için kararlar almışlardır. Şimdi Zafer Partisi’nin güçlü, kararlı, tavizsiz direnişi karşısında “Bizde Suriyelileri ülkelerine yollayacağız” twitleri atarak vatansever CHP’lileri aldatmaya çalışan Kılıçdaroğlu diğer taraftan da vatansever CHP’lilerin sığınmacı politikalarını protesto yasaklamaktadır.

eden eylemlerini

Türk Milleti Sığınmacıların Ülkelerine Dönmelerini İstemektedir

Türk Milleti’nin yüzde 90’ı gibi ezici bir çoğunluğu Suriyelilerin Suriye’ye, Afganların Afganistan’a, Iraklıların Irak’a, İranlıların İran’a dönmesini istemektedir. Türk Milleti ülkemizin örtülü bir şekilde istila edildiğinin farkındadır. Türk milleti, zayıfa, biçareye, yardıma muhtaç olana kapısını açar ancak ülkesinin işgal edilmesine müsaade etmeyecektir. Türk Milleti, Türkiye Türklerindir demektedir ve Milletimizin bu doğrultudaki iradesi siyasette bugüne değin hiçbir siyasi parti tarafından temsil edilmemekteydi. Bugünden itibaren Türk Milletinin iradesi Türk siyasetinde temsil edilmektedir.

Zafer Partisine Saldıracaklar

Önümüzdeki süreçte emperyalizmin yerli işbirlikçileri, bölücüler, liberaller, selefiler, yandaşlar, sessiz ve derinden sarı muhalefet bize “yabancı düşmanı”

saldıracaklardır.

ve “ırkçı”

diye Bize ırkçı ve yabancı düşmanı diyenler, Kıbrıs’ın jeopolitik önemi yoktur, Annan Planını imzalayalım diyenlerdir. Bize ırkçı ve yabancı düşmanı diyenler, FETÖ, sivil toplum örgütü, demokrasinin gelişmesine katkı veriyor diyenlerdir. Bize ırkçı ve yabancı düşmanı diyenler, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının ortaklarıdır. Bize ırkçı ve yabancı düşmanı diyenler, PKK ile müzakereleri alkışlayıp, katil Öcalan için demokrasiyi geliştiriyor diyenlerdir. Bırakın bunlar bize ırkçı ve yabancı düşmanı desinler. Onların desteğini istemiyoruz. Onların oylarını istemiyoruz. Onlara bir tek şey söylüyoruz. Canınız cehenneme. Sizin hakaretleriniz bizim için iltifattır.

Irkçılık Türk Milletine Yapılıyor

Türk Milleti kimseye karşı dışlayıcı bir ırkçılık yapmıyor ancak Türk Milleti, Türk bakkalı, Türk pazarcısı, Türk manavı, Türk terzisi, Türk taksicisi, Türk fırıncısı ırkçı bir dışlamaya maruz kalıyor. Suriyeliler daha ucuz bile olsa Türklerden alışveriş yapmıyor. Üstelik Türk esnaf salgınlarda bile vergisini, SGK’sını öderken vergi ve SGK ödemeyen Suriyeli; iflas eden Türk esnafın işini devralıyor. Irkçılık mı dediniz. Irkçılığa Türk insanı maruz kalıyor! Biz Türklere yönelik Türkiye’de uygulanan ırkçılığa son vereceğiz.

Zafer Partisi Türk Milletinin İradesini Temsil Etmektedir

Bizler, sevgili ülkemize yönelik hayasızca bir akına karşı gövdelerimizi siper etmemiz gereken bir süreçte Türk Milletinin huzurunu, barışını, refahını ve Türkiye’nin birliğini savunmak için, Türk Milletinin İstiklal Harbimizden 100 sene sonra ülkemize yönelik ikinci saldırısı karşısında Türk Milletini zafere doğru ilerletmek için Zafer Partisini kurarak bir araya geldik. Yarından itibaren Türk Milleti’nin varlık ve birlik iradesi, örtülü istila ve iç savaşa karşı mücadele iradesi Zafer Partimiz tarafından temsil edilecektir. Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir. Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir. Gönülleri birleşenler ölse de bir gün Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.

Gönülleri birleşenler! Selam sizlere! Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!

Zafer Partisi Türk Milletinin Son Savunma Hattıdır

Zafer Partisi İstanbul’da işini Suriyeliye kaybeden Türk tekstil işçisinin, eşinin ve çocuğunun karnını doyurmasının hakkını savunuyor. Zafer Partisi, 8 milyon insanın Türkiye’ye gelmesinden dolayı gıda fiyatlarının artması neticesinde pazardan çöp toplamak zorunda kalan Ayşe Teyzenin hakkını savunmaktadır. Zafer Partisi, İstanbul’da, Konya’da, Mersin’de, Gaziantep’te Suriyelilerden ötürü artan kiralardan dolayı geçim sıkıntısı ağırlaşan Türk insanının partisidir. Zafer Partisi, Gaziantep’te müşterisini Suriyeli terziye yitiren ve dükkanını kapatmak zorunda kalan Türk terzilerin haklarını savunuyor. Zafer Partisi, Şanlıurfa’da devlet hastanesinde Suriyelilerin arkasında kalmaktan sıkıldığı için özel hastaneye gidip ücret ödeyerek tedavi olmak zorunda kalan Türk vatandaşının hakkını savunuyor.

Zafer Partisi, “Burası cennet ve huriler var” diyerek sarkıntılık yapılan, taciz edilen ve artık vatanının yollarında rahat yürüyemeyen Türk kadınlarının hakkını savunuyor. Zafer Partisi, dışlanan, haksız rekabete zorlanan, kendisi vergi verirken Suriyelinin vermediğini gören Türk Pazar esnafının, şoför esnafının, bakkalın, manavın, fayans işçisinin hakkını savunuyor. Zafer Partisi, kendi ülkesinde sığınmacılardan korkmak zorunda kalan, kendi şehrinde bazı mahallelere, caddelere, sokaklara giremeyen Türk halkının hakkını savunuyor. Zafer Partisi, Gaziantep’te askerden geldikten kısa bir süre sonra Suriyeliler tarafından rambo bıçağı ile boynu kesilerek şehit edilen 21 yaşındaki Necati Bağcı kardeşimizin hakkını savunuyor. Zafer Partisi, İstanbul’da kaburgaları kırılarak kalbinden bıçaklanan 16 yaşındaki milli futbolcu İsmail Bayar’ın hakkını savunuyor. Zafer Partisi, İstanbul’da evinde misafir ettiği Suriyeliler tarafından öldürülen 70 yaşındaki Kemal Varıcı dedenin hakkını savunuyor.

Zafer Partisi, Mersin’de “Uyuyacağım, gürültü yapmayın” dediği için Suriyeliler tarafından öldürülen 24 yaşındaki Hanefi Hisak’ın hakkını savunuyor. Zafer Partisi, Adana’da 27 yaşında bir Suriyeli katil tarafından katledilen 17 yaşındaki Yahya Kırlangıç’ın hakkını savunuyor. Ve Zafer Partisi, Ankara’da Önder Mahallesinde “Devlet malına zarar vermeyin, yüksek sesle küfretmeyin” dediği için Suriyeliler tarafından katledilen Emirhan Yalçın’ın hakkını savunuyor. Büyük Türk Milletine söz veriyoruz. Son Suriyeli sığınmacı, son Afgan ülkesine dönene kadar bıkmadan, usanmadan çalışacağız. Türk Milletine söz veriyoruz. Herkes kendi vatanına dönecek. Kentlerimizin sokaklarında huzur içinde yürüyebileceğiz. Önder mahallesindeki Ali bey. Eşin ve kızınla 30 seneden buyana yaşadığın mahallenin parklarında ve caddelerinde huzur içinde gezeceksiniz. Belediye otobüslerinde, tramvaylarda, kendinizi yabancı ve tek başınıza hissetmeyeceksiniz.

metroda Hastanelerde onunda ücretini sizin ödediğiniz hiçbir Suriyeli sizden sonra gelip, sizin önünüze geçemeyecek. Hastaneden çıktıktan sonra gittiğiniz eczanede siz ücretle ilaç alırken, Suriyelinin bedava ilaç aldığını görmeyeceksiniz. Okulda çocuğunuz Suriyeli öğrenci de dersi takip edebilsin diye öğretmen dersin seviyesini düşürdüğü için eğitim kalitesinin düştüğü bir ortamdan kurtulacak. Üniversitelerimizde çocuklarımız kontenjan bulamaz iken Suriyelilerin, Taliban mensuplarının, İŞİD sempatizanlarının bizim vergilerimiz ile bizim çocuklarımızın haklarını gasp ederek okumasına son vereceğiz. Türk gençleri Türkiye’de kiracı değildir. AK Parti’nin dışlayıcı, baskıcı politikaları yüzünden genç doktorlarımız, avukatlarımız, eczacılarımız yurtdışına kaçarken, Türkiye’ye de ilkokul mezunu bile olmayan, “kafa keserim abi” diye böğüren Ortadoğu’nun çöplüğünü doldurmaktadır. Sokaklarımızda çocuklarımızı zehirleyen Afgan ve Suriyeli mafya grupları dolaşmayacak. 8 milyon sığınmacı ve kaçak ülkelerine döndükleri zaman kiralar azalacak. 8 milyon sığınmacı ve kaçak ülkelerine döndüğü zaman temel gıda maddeleri başta olmak üzere gıda maddelerinin fiyatları azalacak, alım gücü artacaktır.

Özetle, sığınmacıların ülkelerine dönmeleri ile birlikte Türkiye zincirlerinden kurtulan bir at gibi ileri fırlayacak; başı suyun altında uzun süre tutulduktan sonra nefes alan bir insan gibi ciğerlerini temiz oksijen ile dolduracaktır.

Sığınmacılar Size Sesleniyoruz: Size Düşman Değiliz

Ülkemizdeki sığınmacılara ve kaçaklara da seslenmek isterim. Suriyeliler, Afganlar, size karşı kötü duygular beslemiyoruz.

Ancak sizinle vatanımızı paylaşmak istemiyoruz. Sizi vatanımızda ancak turist olarak ağırlamak isteriz.

Türk halkının misafirperverliğinden, yardımseverliğinden istifade ettiniz. Ancak Türk halkı da artık yoruldu. Artık, Türk halkının dostları olarak evinize dönün. Ülkenizi inşa edin.

Zafer Partisi Sınırlarımızı Korumak ve Sığınmacıları Yollamak İçin Anadolu Kalesini İnşa Edecek

Zafer Partisi sadece ülkemize yığdırılan milyonları geri yollanmasını planlama ve uygulamak ile bundan sonra da stratejik göç mühendislikleri veya küresel ısınmadan dolayı gelebilecek olan yeni göç dalgalarını, uyuşturucu kaçakçılarını, PKK/PYD, IŞİD, EL Kaide vs. terör örgütlerinin sızmalarını kesmek amacı ile ANADOLU KALESİ projesini hazırlamıştır.

Sınırlarımızdan değil göç dalgaları, uyuşturucu çuvalları ve teröristler sivrisinek bile giremeyecektir. ANADOLU KALESİ çerçevesinde “Geçici Koruma Altındaki (GKA) Suriyelilerin Vatanlarına Geri Dönüş Planı ve Stratejileri” hazırlanmıştır. Belge hazırlanırken iç hukukumuz ve uluslararası hukuk dikkate alınmıştır. Türkiye’de bulunan sığınmacı ve kaçakların güvenli geri dönüşlerine yönelik iş ve işlemler bütüncül bir insan hakları yaklaşımı temelinde planlanmıştır. Zafer Partisi, ANADOLU KALESİ projesi çerçevesinde sadece Suriyelilerin ve diğer milliyetlerin ülkelerine dönmelerini sağlamayacak, bunun ötesinde yeni göçleri durdurmak üzere kararlı askeri, politik, hukuki, diplomatik ve istihbari önlemler alacaktır. Bu önlemler Zafer Partisi Anadolu Kalesi-Eylem Programı’nda açıklanmıştır.

Türk Siyasetinde Artık Türk Milleti Tekrar Temsil Edilmektedir Çünkü Zafer Partisi Kuruldu

Büyük Taarruzun 99. yıldönümünde, Anadolu’yu Türk Milletine yurt yapan Malazgirt Meydan Savaşı’ndan 950. Yyldönümünde 26 Ağustos 2021’den itibaren Türk Milleti’nin Anadolu’da bağımsız, refah içinde, birliğini koruma ve varlığını savunma iradesini Zafer Partisi temsil edecektir.

Bundan tam 99 yıl önce ve birkaç saat sonra; “26 Ağustos, gece sabaha karşı, Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı, Bir ölüm bestesinin içinde yandı dağlar, Altüst oldu siperler, eridi demir ağlar, Fırtınadan yeleli, yıldırımdan kanatlı, Alevlerin içinden geçti, binlerce atlı, Çığlıkla, iniltiyle sarsıldı, köşe bucak, Savruldu gökyüzüne kafa, gövde, kol, bacak, Rüzgarlarla atbaşı yarış etti bu akın, Şimdi yakınlar uzak, uzaklar daha yakın” Zafer Partisi’nin akını da rüzgarlarla yarış edecektir. Türk Milleti uzak gibi görünen hedeflerin aslında ne kadar yakın olduğunu görecektir. Yaşasın Büyük Türk Milletinin Zaferi, Yaşasın Zafer Partisi, Yaşasın Bilim, Birlik, Barış Mücadelemiz

Zafer Partisi Üretimin, Kalkınmanın, İşin ve Zenginliğin Partisidir

Zafer Partisinin amacı; Büyük Türk Milletinin bütün mensuplarını, zengin, özgür, güvenli ve sosyal adaleti benimsemiş, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye’de yaşatabilmektir. Zafer Partisi, Türkiye’yi Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçiliğini benimseyen kadroların öncülüğünde bu çöküş sürecinden çıkarmak ve yeni ZAFERLERE ulaştırmak amacı ile kurulmuştur. Gücünü eşsiz, emsalsiz ve şanlı tarihinden alan Zafer Partisi, insanlığını vatan sevgisinden, çalışma şevk ve heyecanını milletine ve milletinin değerlerine duyduğu sadakatten almıştır. Milletine olan sevgisini Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçiliği olarak adlandırmış ve Milliyetçiliğini siyasal faaliyetlerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız, hukuka bağlı, güçlü bir devlet haline getirilmesi ve milletinin refah içinde yaşaması ülküsünün politik ifadesi olarak tanımlamaktadır. Zafer Partisi bütün vatanseverlerin Birinci Meclis ruhu ile Türkiye için birlikte mücadele etme kararlılığının bir ifadesidir.

Zafer Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği istikamette, Cumhuriyet değerlerimizin çizdiği çerçevede ve Türk milliyetçiliğinin öncülüğünde birleşenlerin, birleşmek isteyenlerin eseridir. Zafer Partisi sadece Türkiye’ye yönelik stratejik göç komplosunu durduracak bir parti değildir. Zafer Partisi adaletin, liyakatın ve ekonomik kalkınmanın partisidir. Ülkemiz, sığınmacılar krizi dışında ağır bir devlet krizi yaşamaktadır. Ülkemiz derin bir milli birlik krizi yaşamaktadır. Ülkemiz vahim bir ekonomik krizden geçmektedir. Ve bütün bunlar olurken, dünya korona salgını sonrasında büyük tehditler ve fırsatlar ortaya çıkararak yeniden yapılanıyor. Bize soruyorlar; “Suriyelileri geri yollamak dışında politikanız yok mu?” diye. Zafer Partisi, korona sonrası dünyanın Türkiye için ortaya çıkardığı tehdit ve fırsatları gören tek partidir. Zafer Partisi, tabii ki, Suriyelilerin, Afganların ve diğerlerinin ülkelerine dönmelerini sağlayacaktır. Öncelikle geri dönüş sağlanmadan Türkiye’nin ne ekonomik kalkınmasını devam ettirmesi, ne işsizlik, ne eğitim, ne sağlık sorununu çözmesi ne de milli güvenliğini sağlaması mümkün değildir. Diğer bir ifade ile bize “Suriyelileri geri yollamak dışında politikanız yok mu?” diye soranlara cevabımız, “Sığınmacıların geri dönüşü çözümlerin başlangıcıdır. Biz bütün sorunları Suriyelileri ve diğerlerini geri yollayarak çözmeye başlayacağız. Suriyelileri ve diğer sığınmacıları, kaçakları geri yollayamayan bir Türkiye hiçbir sorununu çözemez.” Türkiye’de otoriter bir Saray Rejimi hüküm sürüyor. Liyakati terk eden, devlet aklını çökerten bu sistem artık ülkemizi yönetemiyor. Sadece sarsıyor. Zafer Partisi, Türk devlet geleneğine uygun, parlamenter demokrasiye ülkemizi tekrar geri döndürecektir. Kuvvetler ayrılığı hukuk devletinin temelidir.

Kuvvetler ayrılığı çerçevesinde bağımsız yargı tekrar tesis edilecektir. Valiler ve kaymakamlar partinin değil, devletin valisi ve kaymakamı olacaklardır. Bürokrasi parti bürokrasisi, cemaat, tarikat, terör örgütü bürokrasisi değil, ehliyetli, liyakatli Türk devleti ve milletinin bürokrasisi olacaktır. Sosyal adalet ulus-devletin can damarıdır. Sosyal barışı adaletle sağlayacağız. Ezilenleri ezdirmeyeceğiz. Ezenlere ezdirtmeyeceğiz.

En önemlisi, yeni ezen veya ezilenler yaratmayacağız.

Türk Milleti Türk Devletini Geri İstiyor

Türk Milleti Kasım 2002’de AK Parti’ye bir devleti yönetmesi için teslim etmiştir. 2021’de geriye kalan iflasa sürüklenmiş bir aile şirkettir. Türk Milleti hudutlarında devlet istiyor. Türk Milleti kentlerinde devlet istiyor. Türk Milleti mahkemelerinde devlet istiyor.

Türk Milletine Türk devletini geri verecek.

Zafer Partisi İttifakı Türk Milleti ile Yapmıştır

Zafer Partisi, ülkemizi içinde bulunduğu milli birlik krizinden de çıkaracaktır. Erdoğan ve sarı muhalefet Türk Milletini ayrıştırmıştır. Türk Milleti Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı Türk Milletinin asıl meselelerine odaklanma yerine Türk insanının enerjisini boş ve amaçsız bir mücadelede tüketmektedir. Oysa hiçbir siyasi lider ve hiçbir parti Türk Milletinden daha önemli değildir.

Türk Milleti, liderler ve partiler ekseninde düşmanlaştırılamaz. Biz Türk vatandaşları hangi siyasi partiye oy verirse versin öz kardeşimiz olarak görüyoruz.

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Eğer Türk Milleti bir bütün ise neden AK Parti’ye oy vermeyenlere düşman gibi davranıyor, dışlıyorsunuz? Neden Alevi-Bektaşi kardeşlerimizi özellikle dışlıyorsunuz? Neden alevi bakanlarımız, valilerimiz, genel müdürlerimiz, emniyet müdürlerimiz yok. AK Parti için alevi-Bektaşi olmak suç mu? Kılıçdaroğlu’na da seslenmek istiyorum. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı olursa 84 milyonu kucaklayacağını söyledi. Sayın Kılıçdaroğlu, Siz bütün CHP seçmenini ve üyelerini kucakladınız mı ki, 84 milyonu kucaklayacaksınız? Erdoğan nasıl alevi-Bektaşi vatandaşlarımızı dışlıyor ise siz de CHP’ye oy veren, üye olan alevi olmayan üye ve seçmeni dışlıyorsunuz. Neden CHP’de il ve ilçe başkanları ve yöneticileri çoğunlukla Tuncelilerden seçiliyor? Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın devlet kurumlarında yaptığının aynısını yapıyor. Hani vardır ya bir eski reklam. Yok, aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız. Evet yok aslında birbirinizden farkınız. Zafer Partisi olarak kimsenin dışlanmadığı bir Türkiye mücadelesini veriyoruz.

Z Kuşağı Değil, Zafere Koşacak olan Türk Gençliği

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı iseniz gereken liyakata sahip olduğunuz takdirde başka hiç bir özelliğiniz Zafer Partisi’nde ve daha sonra devlet yönetiminde ilerlemenizi durdurmayacak veya yardımcı olmayacaktır. Türk gençliği kendisini anayurdunda ezilmiş, dışlanmış, ihmal edilmiş ve geleceği çalınmış hissetmektedir. Zafer Partisi, Türk gençliğini anayurdunda kiracı olmak durumundan çıkaracaktır. Zafer Partisi olarak gençlerimize, düşünce özgürlüğünü, demokrasiyi, şeffaf ve hesap verilebilirliği olan bir Türkiye’yi sizinle beraber yeniden inşa edeceğimize söz veriyoruz. Milli birliğimize yönelik bir diğer tehdit uyuşturucu tehdididir. Gençliğimizi geleceği ile birlikte Türk Milletinin geleceği yok edilmek istenmektedir. Zafer Partisi ve Ayyıldız Hareketi gençliği büyük bir mücadele başlatacağız. Sloganımız “Türk Gençliği Aldatılamaz”. Bir yandan uyuşturucu kartellerine, PKK adlı uyuşturucu holdingine, kartellerin devlet içindeki ve dışındaki uzantılarına karşı amansız bir mücadele başlatacağız. Diğer yandan sağlıkta önceliklerimizden birisi uyuşturucudan arınma tedavi programları olacaktır. Çocukları uyuşturucu kullanan anne ve babalar. Söz veriyoruz. Çocuklarınızı size geri vereceğiz. Ve söz veriyoruz. Bir gün kucaklarınıza sağlıklı torunlarınızı alacaksınız. Uyuşturucu çeteleri size de söz veriyoruz. Lanet olası ruhunuz cehenneme gitmeden önce size cehennemi yeryüzünde yaşatacağız. Göçler neticesinde ülkemizdeki Suriyeli ve dünyadaki uyuşturucunun %90’nını üreten ve pazarlayan Afganlı uyuşturucu mafya ve çetelerinin de gençliğimizi zehirlemeye çalışmaktadır. Size söz veriyoruz. Afgan ve Suriye mafyasını Türkiye’de yaşatmayacağız.

Köy Okullarını Açacağız, Andımızı Okuyacağız

Milli birliğimizin sağlanmasında önemli bir adım da köy okullarının tekrar açılması olacaktır. Her köy okulunda en az bir öğretmenimizi görevlendireceğiz. Köy okullarında tekrar İstiklal Marşı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Orhun Abideleri olan Andımız okunacak. Köy okullarının açılması ile birlikte köylerimiz canlanacak, köylerde üretim tekrar başlayacak. Çocuklarımızın günümüzün gerektirdiği teknolojik, bilimsel, sosyal ve kültürel alt yapı standartlarına sahip uluslararası alanda rekabet edebilir, diğer ülkelerin örnek alacağı seviyede, milli değerlere sahip, öncelikle iyi insan olarak yetiştirilmeleri için tam donanımlı iyi okullarda eğitim almasını sağlayacağız. Eğitimin ana ağırlığı mesleki ve teknik eğitime verilecektir. Mesleki ve teknik eğitim görecek öğrencilerin eğitim sürelerinin en az yarısında uygulama yapabilmeleri sağlanacaktır. Ülkenin ihtiyaç duyacağı her alanda mesleki ve çıraklık eğitiminin kalitesini yükselteceğiz. Bugün Türkiye’de insanlar özgürlüğe açlar. Bugün Türkiye’de gençlik özgürlük istiyor. Kadınlar özgürlük istiyorlar. Basın, sendikalar, işçiler özgürlük istiyor. Bugün Türkiye’de özgürlük istemeyen tek kesim özgürlüklerimizi ellerimizden alanlardır. Son dönemde kamuoyunda kamuya yapılan atamalara ilişkin olarak oluşan tereddütler giderilecek, adam kayırma, kamplaşma ve kutuplaşmalara yol açan mülakata dayalı atama yönteminden vazgeçilecek, kamuda aslî atama sistemi merkezi sınava dayalı olacaktır. Daha adil bir gelir dağılımı, daha müreffeh bir ülke hedefine ulaşmak amacıyla, ücret politikalarında yapılacak vizyon değişikliği ile kamu görevlileri ve emeklilerin maaşlarının, yaşanan ekonomik gelişmeye bağlı olarak refah yönünden de artması sağlanacaktır. Devlet memurlarının emeklilik hakları ve emekli maaşlarının belirlendiği mevzuatta gerekli değişiklik yapılarak memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, ek ders, döner sermaye ve diğer ödemeler de emekli keseneğine dâhil edilecektir.

Yapılacak değişiklikle memurların emekli ikramiyesi için öngörülen ödeme kalemlerine ek ödeme, ek ders, döner sermaye gibi bütün ödeme unsurları da eklenecektir. “Yaşasın Türk Gençliği, yaşasın güzel çocuklarımız, yaşasın çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşayacağı güzel günler” “Yaşasın büyük ve şanlı Türk Milleti’nin Birliği”,

Türk Milletini Milli Birliğini Tekrar Kuracak

Tarihin en zor ve tehlikeli coğrafyası olan Anadolu’da cepheleşerek yaşamamız mümkün değildir.

Zafer Partisi, cephelerden birisinin parçası olmayı ve diğer yurttaşlarımıza düşmanca bakmayı reddetmektedir. Zafer Partisi ittifakı Türk Milleti ile yapacaktır. Zafer Partisi, Türkiye’de tekrar birliğin adresi olacak, bütün yurttaşlarımızı kucaklayacaktır.

Yine milli bayramlarımızı bütün millet coşku ile kutlayacağız. Camilerimiz bir partinin propaganda merkezi değil yine bütün milletimizin mabetleri olacak. Diyanet İşleri Başkanlığı iktidar partisine değil bütün Müslüman Türk Milletine hizmet eden bir devleti kurumu olacaktır. Mevcut Diyanet İşleri Başkanı o kadar partizandır ki, iktidar partili politikacıların İslam dinine hakaret etmesine ses çıkarmazken, muhalefet partisinin açılışında Kur’an-ı Kerim okuyan din görevlisini işinden çıkarmaktadır. Hakara Makara diyen liyakat bir yana halen sözde bir büyükelçi olan birisi karşısında ses çıkarmayan bu zat bir muhalefet partisinin il başkanlığının açılışında müftüden izin alarak imamı iki engelli çocuğuna rağmen işten atmıştır. Zafer Partisi, kin ve nefretten uzak, intikamın partisi değildir. Zafer Partisi, barışın ve birliğin partisidir. Türk halkı intikamlardan yoruldu.

Geçmiş kavgaları geleceğe taşımayacağız. Dedeler ve babaların kavgalarını çocuklarımız ve torunlarımız sürdürmesin. Çocuklarımız ve torunlarımız diledikleri gibi, birbirlerinin bütün haklarına saygı göstererek bu güzel ülkede kardeş gibi yaşasın istiyoruz.

Ancak bütün bunları söyledikten sonra şunun da altını çizeyim. Zehir tüccarları, Türk halkının zenginliklerini soyan çeteler, Türk devletini açık ve kapalı yıkmak isteyen bütün odaklar, ormanlarımızı organize şekilde yakan alçaklar ile hukuk çerçevesinde gereken şekilde hesaplaşılacaktır.

Ekonomik Krizi Aşacağız

Türkiye’nin aşması gereken krizlerden birisi de hiç şüphesiz ekonomik krizdir. Türk ekonomisi ile ilgili değişik rakamlar verilebilir. Anca özet verelim. 2002’de Türk ekonomisi dünyanın 16.büyük ekonomisi idi. 2021’de Türk ekonomisi dünyanın 20.büyük ekonomisi olarak 19 yıl içinde 4 sıra gerilemiştir. Son 30 senedir dünya ekonomisine yön veren neoliberalizmin en başarısız uygulamalarından birisi Türkiye’de yaşama geçirilmiştir. Neoliberal uygulamalar, dünyada sefalet, gelir dengesizliği, doğa tahribatını körüklerken AK Parti ise Türkiye’yi üretimden koparmış, yolsuzluk ve rant ekonomisi ile iflasa sürüklemiştir. Cumhuriyetin ilanından bu yana halkımızın tırnakları ile kazıyarak, alın teri ile elde edilen gelir kaynaklarımız ve istihdam alanlarımız olan tüm kazanımlarımız fabrika ve üretim alanlarımız satılmıştır. “Enkaz değil moloz devralacağımızın farkındayız” bu bilinçle bu durumun üstesinden en kısa süresinde gelinebilmesi için gereken tüm ekonomik tedbirleri almış, projeleri, politikaları hazırlamış durumdayız. Zafer Partisi Türk ekonomisini yeni bir eksene oturtacaktır. Türkiye sürdürülebilir planlı kalkınma sürecine girecektir. Devletin her kazancı öncelikle Türk Milletinin gelişimi ve gelecek endişesi taşımaması için kullanılacaktır. Zafer Partisi olarak Türkiye’nin 4. Sanayi Devrimini kaçırmaması için temel eğitimden üretim süreçlerine kadar her türlü planlamayı yapacağız. 4. Sanayi Devrimine geçiş için gerekli teknolojik altyapıları tamamlayarak, “Silikon Vadisi” benzeri tekno-kentler kuracağız. Tarım, sanayi ve hizmet kesimlerindeki maliyetler üzerinde baskı yaratan girdilerin daha ucuz bir şekilde elde edilmesine imkân veren düzenlemeler yapacağız. Program felsefesi doğrultusunda partimiz Tarım Eylem Planı’nı hazırlamıştır. Devlet Planlama Teşkilatını tekrar kuracağız. 12 Yıllık Kalkınma planları ile devletin kaynaklarını israf etmeden en verimli alanlarda üretimi hedefleyerek harcayacağız. İtibarı saraylarda değil, yüksek katma değerli üretimde arayacağız.

Türk insanının onuru ile kazanmasını ve gururla yaşamasını sağlayacak iş alanlar açacağız. AVM’ler Türkiye’ye yerine ilerleyeceğiz.

fabrikaların Türk inşa edildiği sanayicisinin bir üretiminin önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Yerli malı üretimi, devlet kaynakları ile destekleyeceğiz. Zafer Partisi, üretimi esas alan görüşe sahiptir. Zafer Partisi, Türk emeği ve Türk girişimciliğinin partisidir. Zafer Partisi, Türkiye’yi AVM’ler Türkiye’sinden, yerli katma değerli üretim yapan fabrikalar Türkiye’sine dönüştürecektir. Zafer Partisi olarak “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler” KOBİ’leri imalat sanayimizin ve ihracatımızın kalbi kabul ediyoruz. Bu sebeple yeni yönetim ilkeleri ile birlikte “KOBİ Eylem Plânını” uygulayacağız. Türkiye’nin dört bölgesinde dört yeni sanayi ve ticaret koridoru oluştururken, İstanbul’u Berlin ile Tokyo arasındaki en gelişmiş ileri teknoloji merkezi olarak şekillendireceğiz.

Türkiye’nin kaynaklarını sömüren Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) adı verilen projelerin hepsini masaya yatırarak, kamu yararına gereken düzenlemeleri yapacak, Türk halkının soyulmasını engelleyeceğiz. Türkiye Varlık Fonu tasfiye edeceğiz. Ve Türk halkının kaynaklarının nasıl harcandığını Sayıştay’ın bağımsız denetimine açacağız. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, âsli görevi olan finansal istikrarı sağlamaya geri döndürülecek, özerkliği tekrar tesis edilecektir. Kamu bankaları üzerindeki siyasal baskıyı azaltacak düzenlemeler uygulamaya koyacağız. Dış ticaret stratejilerindeki plansız- programsız tutumdan vazgeçilerek, sürdürülemez noktada olan dış ticaret açığının, sürdürülebilir bir noktaya çekilmesi temel hedefimizdir. Partimiz, ulusal maden rezervlerinin çok düşük bedel karşılığında yandaş firmalara peşkeş çekilmesini ve bu maden rezervlerinin hammadde olarak ihraç edilmesini engelleyen düzenlemeleri hayata geçirecektir. Madencilik faaliyetlerinin çevre ve doğa koşullarına uyumlu bir şekilde yürütülmesine azami dikkat edilecektir.

Zafer Partisi, çevre politikasını Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık mücadelesinin parçası olarak görmektedir. Çevremizin tahribatı neticesinde dünya büyük bir iklim değişikliği sürecine girmiştir. Partimizin çevre konusunda “vatan sevgimize dayanan Vatan Toprağı Kutsaldır; kirletilemez, hor kullanılamaz ve sömürülemez” yaklaşımını benimsemektedir. Çevrenin ve tabiatın korunması ve gelecek nesillere en güzel şekilde devredilmesi temel yükümlülüklerimiz arasında yer alır. Zafer Partisi afet riskinin azaltılması yönünde çalışmalara öncelik verecek, ulusal bir farkındalık projesi oluşturacak, risk bilgilerinin afet riski azaltma politikalarına entegrasyonunu temin edecek, afet riski yönetimini güçlendireceğiz. “Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız!” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği ülküye varmak için kültür ve sanat politikamız parti programımızın nirengi noktasını teşkil etmektedir. Her Türk vatandaşının kültür ve sanat yaşamına erişim hakkını gerçekleştirmesini ve ona katkı sağlamasını kolaylaştıracağız. İşte bu ahval ve şeraitte millî kültür ve sanatımıza katkı sunacak kültür ve sanat erbabını desteklemek temel şiarımızdır. Zafer Partisi, sosyal yardıma ihtiyaç duyan vatandaşlarının tamamına ‘Ayyıldız’ kartı verecektir. Zafer Partisi, kadın ve çocuk istismarına yönelik önleyici tedbirler ile ağırlaştırılmış ceza kanunlarını oluşturacaktır. Zafer Partisi, çalışma hayatına katılabilecek engelli vatandaşlarımızı, üreten özgür bireyler olarak topluma olan güvenlerini artırmak amacıyla üretim sürecine dâhil edecek, bu yönde düzenlemeler gerçekleştirecektir. Türk milleti ve bütün Türk varlığı, şehitlerimize ve gazilerimize sonsuz minnettarlık içindedir. Zafer Partisi, şehit ailelerin ve gazilerimizin ekonomik ve sosyal güvencelerini garanti altına alacaktır. Yolsuzluk yapanların yanına kâr kalmaması için adli ve idari her türlü yaptırım tavizsiz uygulanacaktır.

Parti Değil, Türk Dış Politikası

Türk dış ve güvenlik politikalarında da köklü değişiklikler yapacağız. Prag’daki AKP Büyükelçisi Egemen Bağış’ı Ankara’ya çekip, yerine Türk büyükelçisi atayacağız.

Washington’daki AKP Büyükelçisi Murat Mercan’ı çekip yerine Türk büyükelçisi atayacağız. Onlar gibi olan diğerleri de Ankara’ya dönecekler. İsterler ise kalsınlar gelmesinler. Bunlara Türkiye’nin menfaatlerini emanet etmek kediye ciğer emanet etmektir diyeceğim ancak bu kedilere haksızlık olur. Zafer Partisi iktidarında Türk dış politikasını çakma diplomatlar ile değil, gerçek diplomatlar ile yöneteceğiz. Türk dış politikası, milli gerçekçi bir çizgide ilerleyecek. Zafer Partisi, Türkiye’nin değil Erdoğan’ın kişisel çıkarlarını temsil eden ve Müslüman Kardeşler merkezli sürdürülen parti politikası anlayışını terk edecektir. Türk dış politikası Türkiye’nin milli çıkarlarını temsil edecektir. Türkiye, Araptan fazla Arapçı, Filistin’den fazla Filistinci, Hamas’tan fazla Hamasçı olmayacaktır. Zafer Partisi, Arapların iç işlerine mezhep merkezli müdahalelerden bulunmayacaktır. Suriye ile derhal görüşmelere başlayacağız. Lefkoşe ve Bakü’den sonra ilk ziyareti Şam’a gerçekleştireceğiz. Şam Büyükelçiliğimizi açacağız.

Mısır ile normalleştireceğiz.

Suudi Arabistan ve ilişkilerimizi yeniden düzenleyeceğiz.

ilişkilerimizi BAE’leri ile İsrail ile ilişkilerimizi Arap ipoteği altına almayacağız. Öte yandan İsrail’in PKK/PYD ile ilişkileri yeni dönemde ilişkilerin düzelmesinin ana kriteri olacaktır. Filistin’e göstereceğimiz ilgi Zafer Partisi’nin iktidarında kayıtsız şartsız olmayacak. Bundan sonra Filistin, Türkiye’den Türk Milletine gösterdiği kadar destek alacaktır. AK Parti’nin dış politikasında köklü değişiklikler yapacağız demiştim. Bu köklü değişikliklerden şüphesiz Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde gerçekleşecektir. Avrupa Birliği ile sonuçsuz tam üyelik görüşmelerine bir nokta koyup, AB ile ilişkileri ekonomik zeminli bir model çerçevesinde tekrar şekillendirmeyi önereceğiz.

Biz ikili ilişkileri kötüleştiren ve geren bir model yerine her iki tarafın da yararına olacak yeni bir modelin üzerinde çalışacağız. ABD ile ilişkilerimiz de çok ağır bir krizden geçmektedir. Mevcut durumda sağlıklı bir ittifak ilişkisinden bahsetmek mümkün değildir. ABD’nin FETÖ ve PKK/PPG ile ilişkilerinin izahı müttefiklik çerçevesinde mümkün değildir. Türkiye gibi Eski Dünyanın merkezinde olan bir güçlü ülke ile ABD arasındaki gerilim ve kötü ilişkiler bütün Avrasya coğrafyasını etkileyecek potansiyele sahiptir. Zafer Partisi, ABD’nin Türkiye’nin meşru güvenlik çıkar ve endişelerini anlamasını ve saygı göstermesini beklemektedir. İkili ilişkilere iki tarafında bölgesel ve küresel çıkarlarını temsil eden bir çerçeve için çözüm odaklı bir dialog süreci gerekmektedir. Zafer Partisi, Türkiye-Rusya ilişkilerinin çok boyutlu olarak gelişmesini arzu etmektedir. Türk-Rus ilişkilerin çok boyutlu olarak gelişmesi her iki ülkenin de yararına olacaktır. Zafer Partisi, Rusya ile ekonomik ve politik anlamda ilişkilerde AK Parti döneminde Türkiye’nin aleyhine bozulan dengeyi kuracaktır. Zafer Partisi, yeni bir ekonomik, politik ve askeri kutup olarak yükselen Çin ile Türkiye ilişkilerini de önemsemektedir. Zafer Partisi, AK Parti iktidarı döneminde Çin ile ekonomik ilişkilerimizde Türkiye aleyhine bozulan dengeyi kuracaktır. Çin ile ilişkilerimizin kültürel ve eğitim alanında da artırılması hedeflenmektedir.

Ancak, Zafer Partisi, Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duymakla beraber Doğu Türkistan’ı Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Pekin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği baskılar ve uyguladığı şiddet Türk dünyası için de bir tehdit olan cihatçı selefiliğin bir tepki olarak yayılmasına neden olmaktadır. Zafer Partisi, Doğu Türkistan’ı Türkiye ile Çin dostluğunu güçlendiren bir bağ olarak görmek istemektedir.

Doğu Türkistan’da mevcut baskı rejimi devam ettiği sürece Türk-Çin ilişkilerinde arzu edilen gelişmenin olması mümkün değildir. Kıbrıs'ın tarihine ve kültürüne, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye'nin bekasına ve güvenliğine en uygun hal tarzının KKTC'nin bağımsız bir Türk devleti olarak devamını sağlamak olacaktır. Dolayısıyla KKTC'nin uluslararası alanda tanınması, uluslararası kuruluş ve örgütlere üyeliğinin sağlanması, ekonomisinin güçlendirilerek KKTC'nin refahının yükseltilmesi partimizin dış politikasının en önemli ve öncelikli gündem maddesi olacaktır. Doğu Akdeniz’de MAVİ VATAN’ın her zerresi kararlılıkla savunulacaktır. Zafer Partisi, anavatanın parçası olan bu sularda Yunan şımarık saldırganlığına karşı Türk Milletinin menfaatlerini ve haklarını en kararlı şekilde savunacaktır. Yunanistan'ın taciz, tehdit ve ülkemizin egemenliğini ihlal eden davranışlarını sürdürmesi kabul edilemez. Partimiz, Trakya, Ege ve Kıbrıs'ta yaşanan sorunları Yunan tarafının uluslararası antlaşma hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle Yunanistan'ın yarattığı sorunlar olarak görmektedir.

Güvenlik Reformu: Çelik Miğfer

AK Parti iktidarında en ağır darbeleri alan devlet kurumlarının başında yargı ile birlikte Türk ordusu, jandarma ve polis teşkilatı gelmektedir. FETÖ ve benzeri kurumlar iktidarın desteği ile adeta bu kurumlarımızı işgal ve tahrip etmişlerdir. Zafer Partisi, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde artacak olan tehditleri de göz önünde tutarak Çelik Miğfer Güvenlik Reform programı ile güvenlik sistemimizi güçlendirecek kararlı adımlar atacaktır. Bu çerçevede askeri liseleri tekrar açacağız. Harp Okullarını gerçekten harp okulu kimliğine kavuşturacağız. Askeri hastahaneleri tekrar açacağız. GATA yine askeri sağlık sisteminin akademik merkezi olacak. Askeri mahkemeleri tekrar açacağız.

PKK Terörü İle Mücadele: Demir Güvercin Eylem Programı

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu 3 büyük terör tehdidi vardır. Bunlar PKK, FETÖ ve İŞİD’dir. Demir Güvercin Eylem Programı ile PKK terör örgütü ile bütün Ortadoğu’da ve Avrupa’da mücadele edeceğiz.

FETÖ İle Mücadele: Kılıçarslan Kalkanı

FETÖ, son 1000 yılda devletimizin karşı karşıya olduğu en büyük terör ve casusluk örgütüdür. FETÖ aynı zamanda Türk Milletine karşı düzenlenen son Haçlı Seferi’dir. FETÖ ile mücadele eylem planımıza bundan ötürü, ilk Haçlı Seferine karşı direnen büyük komutan Sultan Kılıçarslan’dan esinlenerek “Kılıçarslan Kalkanı” ismini verdik.

İŞİD İle Mücadele: Yesevi Zırhı

Türkiye’de kanlı eylemler gerçekleştiren başta İŞİD olmak üzere selefi terör örgütleri ile mücadele eylem programımızın adı ise Müslüman Türk kimliğinin oluşmasında olağanüstü katkıları olan Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerine atıfla “Yesevi Zırhı” adını taşımaktadır. Zafer Partisi, Türk Milleti’nin Anadolu ve Trakya üzerindeki egemenlik ve hukukuna yönelik saldırıyı durdurmak, ülkemizde barışı savunmak için çok ama çok sert bir mücadele vermek zorunda kalacaktır. Zafer Partisi, bundan 100 sene önce Sakarya Nehri kıyılarında savaşan emperyalizmin kiralık ordusu ile savaşan Türk Ordusu gibi Sakarya zaferinden 100 sene sonra da emperyalizm tarafından ülkemizi istikrarsızlaştırıp, bir iç çatışmaya sürüklemeye çalışan emperyalizm ile savaşmaktadır. Bugün bizim karşımızda olanların bize ırkçı, yabancı düşmanı diye saldıranların, Damat Feritlerden, Yunan ordusunun zaferi için dua eden Mısır koçanlarından hiç farkı yoktur. Sakın yılmayınız. Onların saldırıları, hakaretleri, komploları aslında bizim Türk Milletinin birliği için ne kadar kararlı çalıştığımızın göstergesidir. Onlar emperyalizmin bilinçli veya bilinçsiz işbirlikçileri biz ise Türk Milleti’nin iradesiyiz. Zafer Partisi’nden başka hiçbir parti Türk Milletinin varlığını, barışını, güvenliğini korumak adına bizim verdiğimiz mücadeleyi vermemektedir.

Bu mücadeleyi verirken unutmayalım ki, biz Türk Milleti’nin hayasızca akına karşı inşa ettiği tek ve son savunma hattıyız. Unutmayalım ki, bu savunma hattının arkasında vatan toprakları var. “Biz, başarmak zorundayız.

Biz kazanmak zorundayız. Biz zafere ulaşmak zorundayız. Bizim zaferimiz Türk Milleti ve Türk devletinin zaferi olacaktır.” Ayyıldız Hareketi’nin başlamasından bugüne kadar geçen süreç içinde birçok mücadele arkadaşım kurulma sürecinde olan partimizde en ön safta savaşmak için genel başkan yardımcılığı görevi üstlenmek istediklerini beyan ettiler. Bu talepleri gerçekleştiren arkadaşlarımız gerçekten talep ettikleri görevleri hakkı ile yerine getirebilecek bilgi, yetenek ve cesarete sahipler. Ancak 69 genel başkan yardımcılığı Çin Komünist Partisi’nde bile yok. Bütün kurucularımız Divanda, Genel İdare Kurulu’nda yer almasalar dahi Zafer Partisi’nin bütün kurucularısu da önemli ve şerefli görevler üstlenerek en ön safta çarpışacaklar. Çünkü biz Türkiye’yi yönetmek için hazırlanıyoruz ve bu hazırlığa partileşme sürecinde başlayacağız. Zafer Partisi sadece Genel Merkez organları sadece Divan, Genel İdare Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu’ndan oluşmayacak. Biz hükümeti de kuracağız. Bazı kurucu arkadaşlarımız bakanlık görevlerine atanacak. Bazı kurucu arkadaşlarımız müsteşarlık görevlerine atanacak.

Bazı arkadaşlarımız kurum ve kuruluşlardan sorumlu olarak görevlendirilecek. Zafer Partisi kadroları için siyasi mücadele alanı sadece Divan, GİK, Merkez Disiplin Kurulu değildir.

Gölge bakanlıklar, müsteşarlıklar, kurum sorumlulukları da önemli görev alanlarıdır. Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri’nin türbesinin önünde “uzun ve çetin bir yürüyüşe başlıyoruz. Allah yardımcımız olsun” demiştim. Burada da tekrarlıyorum. Yolumuz uzun ve çetin. Ben size ihaleler, köşe dönmeler vaat etmiyorum. Bizim arkamızda sadece sizlerin ve Türk Milletinin yüreği var.

Biz, Zafer Partililer birilerin gibi makam değil, vatan mücadelesi veriyoruz. Biz, Zafer Partiler Alparslan’dan Atatürk’e uzanan çizgiyi gelecek 1000 yıla taşımanın mücadelesini veriyoruz. Ben sizinle birlikte Türk Milletine biçilmek istenen kefeni birlikte parçalayıp tarihin çöplüğüne atmak için, çocuklarımızın ve torunlarımızın Musul, Hama, Halep ve Şam’daki sahneleri yaşamaması için büyük bir mücadele vermeyi öneriyorum. Ben size AVM’lerde gezmeyi değil, fabrikalarda, tarlalarda üretim için terlemeyi öneriyorum. Israrla sürdürülen Irak, Suriye, İran ve Türkiye toprakları üzerinde bir sözde Kürdistan kurmak için ülkemizi iç savaşa sürüklemek isteyenlerin büyük projesine karşı dikiliyoruz. Emperyalizm, emperyalizmin yerli uşakları, satılık aydınlar, vatansız basın, “Suriyelilerin partileri” her birlikte üzerimize saldıracaklar. Türk Milletinin inşa ettiği son savunma hattını Zafer Partisi’ni aşmak için her türlü saldırı, iftira, tahrik, örtülü operasyon gerçekleştirilecektir. Bizde bu saldırılara karşı en sert şekilde gereken cevabı vereceğiz.

Sizden bu mücadelede bütün gücünüzü makam değil vatan mücadelesi için sarf etmenizi istiyorum. Zafer Partisi’nin bütün mensupları, ellerindeki bütün imkanları Türk Milleti’nin varlığının ve birliğini savunması için kullanmalıdır. Size söz veriyorum. “Hiçbir saldırı, hiçbir tehdit, yıldırma operasyonu beni Türkiye’nin bilim, birlik, barış yolunda verdiğimiz mücadelede geri atmama neden olmayacaktır.” Size söz veriyorum. “Sizden ve Türk Milletinden gizli hiçbir pazarlık yapmayacağım.” “Ankara düşmeyecek” diyen Mehmet Akif’in inancı ile, “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün inancı ile , Haykırıyorum: “Zafer, Büyük Türk Milletinin olacak.”